22 Mart 2014 Cumartesi

DNS, VPN Ne bunlar? Ne işe yararlar?

Malum Türkiye gündeminde DNS ayarları, VPN kullanımı epey moda oldu, ama çevremden de gördüğüm kadarıyla pek çok kişi bu terimlerin anlamını bilmeden sadece söyleneni yaparak dertlerine çözüm arıyorlar. Bu bilgi eksikliğini bir nebze gidermek için, en basit bilgisayar kullanıcısının bile anlayabileceği düzeyde bu terimleri açıklamaya çalışacağım.

Öncelikle bir kaç İnternet kavramını biraz tanımlamak gerekiyor.

  • IP Adresi: 12.13.14.15 şeklinde 4 adet rakamdan oluşur. Kendi dünyamızdaki ev adresleri olarak düşünebilirsiniz, Cumhuriyet Mahallesi.Atatürk Caddesi.Köroğlu Sokak.No:5 gibi
  • Web adresi: www.bimeks.com şeklinde bizim kolay hatırlayabileceğimiz isimlerdir aslında, yine bizim dünyamızda Selim'in evi, Atatürk İlkokulu gibi. Tek fark bu isimler tekildir, yani Selim'in evi'ni sadece bir kişi kullanabilir, ikinci bir Selim aynı ismi kullanamaz.
Şimdi DNS'in işlevini anlatabiliriz. DNS'i bir tür adres defteri olarak düşünebilirsiniz. Selim'in evi'ni ya da Bimeks'i sorduğumuzda bize gerçek adreslerini döner. Yani Selim'in evi'ne Cumhuriyet Mahallesi.Atatürk Caddesi.Köroğlu Sokak.No:5 olarak yanıt verir. Bimeks için de en yakın AVM'yi örneğin Gordion AVM'yi cevap verir. Bilgisayar dünyasında da bir IP adresi, örneğin  12.13.14.15 yanıtını verir.

Malum gündemimizde web sitelerine erişim engellemesi de işte bu DNS adres defterlerine müdahale edilerek uygulanmaktadır. Yani Türkiye'de çalışan tüm DNS'ler örneğin www.bimeks.com adresine "ben bu adresi bilmiyorum" cevabını dönmektedir. Halbuki bimeks olduğu yerde duruyor, ancak adresini bilmediğiniz için ulaşamıyorsunuz.

DNS'i değiştirdiğimizde de bize doğru cevabı verecek başka bir adres defteri kullanıyoruz. Ancak tabi yanıbaşımızdaki adres defteri yerine belki taa Amerika'da olan bir adres defteri kullandığımız için internet bağlantımız normalden biraz yavaş tepki verebilir.

Peki VPN ne işe yarıyor? VPN'i de bize hizmet veren bir ulak olarak düşünebiliriz. Bimeks'e doğrudan ulaşamasak da anlaştığımız bu ulak ile tüm isteklerimizi iletebilir ve tüm ürünlerimizi bu ulaktan alabiliriz. Bunu da bize aracılık eden örneğin Optimum AVM'deki başka bir dükkan olarak düşünebilirsiniz. Bu dükkana gidip sanki Bimeks'te alışveriş yapıyormuş gibi tüm işimizi halledebiliriz. Ancak tabi bu ulak'ın hızı ile orantılı olarak doğrudan Bimeks'ten alışveriş yapmaktan daha yavaş işlem yaparız.

Burada dikkat edilmesi gereken VPN olarak kullandığımız ulak her zaman çok da güvenilir değildir. Bu nedenle banka internet şubesi gibi kritik öneme sahip işlemlerimizi VPN üzerinden yapmamakta fayda var. Malum ulak bizim verdiğimiz banka hesap bilgilerini kendi menfaati için de kullanabilir.

Son olarak internet dünyasında farklı bir müdahale yöntemi olan IP adresi bloklamayı anlatmak da faydalı olur. Farkettiyseniz DNS engelleme yöntemi çok da başarılı bir yöntem değil. Bu nedenle IP adresi engelleme yöntemi de ileride kullanılabilir. Bunu da Bimeks'e gidenleri engellemek için Gordion AVM'ye giden yolu kapatmak olarak düşünebilirsiniz. Tabi bu durumda malum Gordion AVM'de hizmet veren tüm dükkanlara erişim engellennmiş olacaktır, yani sadece Bimeks değil tüm Gordion AVM dükkanları engellenmiş olacaktır. Bu durumda DNS'i değiştirmeniz fayda etmeyecektir ancak VPN çözümü hala aktiftir. Çünkü Gordion AVM'nin bize bakan kapısı kapalı olsa da diğer kapıları hala açıktır. Ancak İnternet dünyasında farklı kapıları kullanma yeteneği yoktur. Bu nedenle VPN'de olduğu gibi ulak'larınızı diğer kapılara gönderebilirsiniz. Tabi VPN olarak kullandığınız yere de engel konulmazsa, yani Optimum AVM'ye de. Tabi İnternet dünyası çok geniş olduğu için tüm AVM'leri kapatmak tüm İnternet'i kapatmakla eşdeğerdir.

Bu noktada IP adresi bloklama ile neden sadece Bimeks'in değil de tüm Gordion AVM'nin kapandığını da açıklamak gerekir. İnternet sitelerinin çoğu müstakil evde değil apartman dairelerinde oturmaktadır. Yani aynı IP adresinde yüzlerce site hizmet verebilmektedir. Siz DNS vb. yöntemle apartman dairesinin kapısına kadar gelirsiniz, gitmek istediğiniz daireye sizi kapıcı götürür.

Günümüz uluslararası firmalarının çoğu da bölgesel sunucuları ortak kullanmaktadır. Yani örneğin google ve yandex Türkiye için aynı sunucuları kullanabilir. Bu durumda tabi google'ı engellemek demek aslında yandex'i de engellemek demek oluyor.

Peki google'ın adresi tek değil mi nasıl oluyor da her bölgede farklı adresi olabiliyor derseniz de cevabı yine DNS'te gizli. DNS sunucuları Türkiye'den gelen sorulara Türkiye'ye yakın adresleri cevap olarak dönerken örneğin Amerika'dan gelen sorulara da Amerika'ya yakın cevap dönmektedir. Bu durum tabi aynı zamanda google'ı yasaklamak için sadece bir IP adresini değil belki de yüzlerce IP adresini birden bloklamak gerektiğini ortaya koyar. Sonuç olarak da tabi google ile birlikte belki yüzlerce siteye erişim de engellenmiş olur.

Not: Bu yazıda kullanmış olduğum bimeks, gordion, optimum, google, yandex gibi terimler gerçek kişi/kurumlar ile ilgisi olmayıp sadece anlatımda örnek olması için kullanılmıştır.

10 Nisan 2013 Çarşamba

Nasıl İkinci El Telefon Satılır?

Bugün farklı bir konuda yazacağım. Geçenlerde sattığım Android telefonum ile edindiğim tecrübeleri paylaşacağım.

Maceramız eşime hediye gelen yeni bir telefon ile başladı, malum elimizde artık boşa çıkan bir telefonumuz vardı ve en iyisi bunu nakte çevirmekti. Tabi hemen "Sakla, nasıl olsa lazım olur" diyenler olabilir. Ancak özellikle bu akıllı telefon pazarı çok hızlı değişen bir dünya, her 6 ayda bir yeni nesil telefonlar çıkıyor ve elinizdeki git gide eskiyor. Yani saklamak yerine nakte çevirip, lazım olduğunda gerekirse yine ikinci el bir telefon almak daha mantıklı. Çünkü aynı para ile 1 sene sonra daha yetenekli bir telefon alabilirsiniz.

Telefonu satmanın farklı yolları var elbette, en kolayı tabi ki ikinci el telefon alan dükkanlar. Yanlız bunlarda iki önemli sorun var.

  1. Genelde telefon karşılığında para vermiyorlar. Ancak takasa sayarak yeni bir telefon satmak istiyorlar.
  2. Para verenler de piyasa değerinin yarısını ancak veriyorlar.

İlan Vermek

Bu durumda telefonu kendinizin satması (elbette biraz daha uğraşarak) daha mantıklı oluyor. Bu konuda en kolay yöntem sahibinden.com gibi online satış siteleri. gittigidiyor.com da düşünülebilir ancak %10 komisyon oranı karınızı epey azaltıyor.

Öncelikle telefonun mümkün olduğunca detaylı fotoğraflarını çekin, alıcılar çiziksiz, temiz telefona değer veriyorlar. Bu durumunuzu göstermeniz önemli.

Daha sonra telefonunuz hakkında her türlü detayı belirtin: Garantisi, faturası var mı? Orjinal kutusu var mı? Kutu içeriği tam mı? Herhangi bir kusuru var mı?

Tabi kusur noktasında dikkatli olmak lazım, ufak kusurları yazarsanız titiz müşterileri kaçırırsınız, yazmazsanız da ayıplı mal satmış olmakla itham edilebilirsiniz. Ürünün garantisi devam ediyorsa ve kusurlar garanti kapsamındaysa önce ürünü tamir ettirmek en mantıklısı.

Gerekli tüm detayları ve fotoğrafları hazırladıktan sonra sahibinden.com'da ilanınızı açabilirsiniz. Siz ilanı ne zaman hazırlarsanız hazırlayın, sahibinden.com belli periyotlarla yayına sokuyor. Mesela bugün yazdığınız ilan yarın sabah yayına girebiliyor.

Güncel İlan

Özellikle telefon alıcıları güncel ilanlara çok önem veriyor. Çünkü piyasada çok fazla marka/model var ve alıcılar ürün bazlı yerine en fazla marka bazlı ya da özellik bazlı arama yapıyor. Bu da sizin ürününüzün görünür olmasını ancak güncel olmasına bağlıyor.

Örneğin ürününüz 1 hafta içerisinde hala satılmadıysa bundan sonra satılması da çok düşük ihtimal. Buna iki farklı çözüm var:
  1. Yeni bir ilan açıp(ücretsiz), mevcut olanı silebilirsiniz. Ancak bu durumda sizi takip eden, belki karar aşamasında olan, müşterileri kaybedersiniz.
  2. Sahibinden.com'dan "Güncelim" dopingi satın alabilirsiniz(5TL). "Ücretsizi dururken ne gerek var?" demeyin. Bir kere takipçi müşterileri kaybetmiyorsunuz. Daha önemlisi ise güncelim'i satın alır almaz ilanınız en üst sıraya yerleşiyor. Bu da ilk ilana çıkarken yaşadığınız gruplamadan sıyrılmanıza neden oluyor.
"Güncelim"in faydasını şöyle belirtebiliriz: İlanı ilk açtığınızda sahibinden.com bir gruplama yapıyor ve belki sizinle birlikte yüzlerce ilanı birden yayına sokuyor. Bu da sizin ilanınızın görünürlük oranını zayıflatıyor. "Güncelim"de ise satın aldıktan kısa bir süre sonra en tepeye yerleşiyorsunuz. Bu da telefon arayan yüzlerce kişinin ilk sizin ilanınızı görmesine sebep oluyor.

Teslimat

Son olarak ürünü satma konusunda anlaştıktan sonra teslimat konusuna gelelim. Alıcıların bir çoğu sizin yanınıza gelerek teslim almaya razı, ancak tabi bazı uyanıklar ayağına teslim istiyor. Bunlara kanmayın, çünkü siz pazarlamacı değilsiniz, müşterinin ayağına gitmenize gerek yok. En fazla iki tarafın da kolay ulaşabileceği bir yerde buluşabilirsiniz.

Kapıda Ödeme

Bir de şehir dışındaki müşterilere kargo ile teslim etme yöntemi var. Ortada bir ödeme olduğu için bu iş zor gibi gözükebilir. Ancak bu konuda PTT Kargo'nun çok güzel bir uygulaması var. "Ödeme Şartlı Gönderi" adıyla geçen kargo'nun kapıda ödenmesi yöntemi. Siz alıcıyla anlaştıktan sonra alıcının adresini alırsınız. PTT Kargo'da "Ödeme Şartlı" gönderi adıyla gönderirsiniz ve alıcı ücreti kapıda PTT görevlisine nakit olarak öder. PTT görevlisi de ücreti PTT havalesi ile size gönderir. Siz de teslimattan bir gün sonra adresinize en yakın PTT şubesinden paranızı alırsınız.

Yanlız burada dikkat edilmesi gereken bu işlemin masrafları. Malum siz alıcıyla X liraya anlaştıysanız bu masrafları da sizin ödeyeceğiniz anlamına gelmez. Dolayısıyla anlaşma sırasında masrafları alıcının ödeyeceğini de belirtmeniz faydanıza olur. PTT'nin Ödeme Şartlı gönderisinin ücreti ne kadar diye sorarsanız da benim gönderimde 6,5TL gönderi bedeli, 11TL de havale bedeli alındı. 

Gönderi bedelini alıcı öder olarak PTT'de belirtebiliyorsunuz ancak havale bedelini ürün bedeline eklemeniz gerekiyor. Çünkü havale sırasında otomatik kesiliyor. Dolayısıyla PTT'de ürün bedelini X+11TL olarak belirtmeniz gerekiyor. Aksi takdirde benim gibi X-11TL alırsınız :)

Hayırlı satışlar,

16 Şubat 2011 Çarşamba

Nasıl Ev Satılır?

Bilirkişi maceralarımızın yanında yaşadığımız diğer tecrübeleri de paylaşalım. Son dönemde kayınpederimin bana devrettiği evi elden sattım, bu süreçte paylaşacağım tecrübelerim şöyle:

Fiyat Belirleme:
Evin satışı tahmin edebileceğiniz gibi doğrudan sizin istediğiniz fiyatla ilgili. Fiyatı ne kadar düşürürseniz o kadar çabuk satarsınız. Ancak elbette kimse evini bedavaya vermek istemez. Fiyat konusunda 3 farklı rakam belirleyin. En yükseği ilana yazacağınız, ikincisi pazarlıklar sonucu düşeceğiniz, üçüncüsü de ısrarlı pazarlıklar ya da hısım vb. evi satmak isteyeceğiniz insanlara sunacağınız fiyat. İlana kesinlikle "son fiyat", "pazarlıksız" gibi ibareler koymayın, çünkü bunlar hayal. Sizi arayan herkes az da olsa bu fiyattan düşmenizi bekleyecek, düşmediğiniz sürece de pazarlığa devam edecek.

İlan Verme:
Evin satışında en önemli ikinci konu ilan, satılık bir eviniz olduğunu duyurmanız gerekiyor.

  • Birinci çözüm emlakçı, bir emlakçı ile anlaşırsınız, anahtarı verirsiniz ve sonrasına karışmazsınız. Ancak bu durumda emlakçının müşteri portföyü ile sınırlı kalırsınız. Emlakçılar arası müşteri değişimi var ancak bu da sınırlı olur. Hele bir de anlaştığınız emlakçı işini iyi yapmıyorsa eviniz satılacak diye bekler durursunuz.
  • İkinci çözüm birden fazla emlakçı, kendi belirleyeceğiniz emlakçılara teker teker gider anlaşırsınız. Ancak hepsine birden anahtar vermek sıkıntı olacaktır. Hem kendi aralarında sorun olur hem de evinize giren çıkanı kontrol edemeyeceğinizden malınıza zarar gelme ihtimali var.
  • Üçüncü çözüm kendinizin satması, benim uyguladığım yöntem bu.
Bu yöntem için öncelikle evi gezdirecek birine ihtiyacınız var. Bu eğer satacağınız eve yakın oturuyorsanız kendiniz de olabilir, apartmanın kapıcısı da olabilir(kapıcıya bir komisyon ödemeniz gerekecektir), bir komşunuz ya da evde oturan kiracınız da olabilir. Bizim evde kiracımızı kullandık, ancak kiracının da çeşitli problemleri var: Müşterileriniz ile kiracının müsait zamanları uyuşmayabilir, kiracınız güvenlik vb. gerekçelerle her müşteriyi eve sokmak istemeyebilir ve daha önemlisi bizim de başımıza gelen; kiracınız eve gelen müşterilere evinizi kötüleyebilir.

Evi kendinizin satışı için en iyi yöntem internet ilanları, bunun için öncelikle evin çeşitli fotoğraflarını çekmelisiniz. Daha sonra bu fotoğrafları kullanarak internetteki çeşitli ilan sitelerine ilan verin(Örn. sahibinden.com , hurriyetemlak.com, milliyetemlak.com). İlanda mümkün olduğunca detay paylaşın, sık sık aranabilecek ve rahat cevaplayabileceğiniz bir telefon ekleyin. Ve beklemeye geçin...

Ev için uygun fiyat belirlediğinizi gelen telefon sayısından anlayabilirsiniz. Ayda iki-üç kişi arıyorsa bir problem var demektir. Bu durumda fiyatlarınızda yenilemeye ihtiyacınız var.

Bir de internet ilanlarının tarihi önemlidir, en fazla ayda bir ilan tarihinizi güncelleyin. Bu işlem kimi sitelerde ücretsiz, kimilerinde ise ücretlidir(sahibinden.com) ancak bu vereceğiniz cüz-i miktar satışınıza doğrudan etki edeceğinden önemli değildir.

Pazarlık:
Ev ile ilgilenenler sizi aramaya başladığında pazarlık konusuyla tanışacaksınız. Ev alım satımında biraz tecrübelilerse direk "son fiyat nedir" diye soracaklardır. Bu son fiyat ikinci fiyatınız da olabilir bunun biraz yukarısı da, ama kesinlikle üçüncü fiyatınız olmasın. Çünkü pazarlık bitmeyecek, devam edecektir. Ama ciddi bir düşüş olursa inandırıcılığınızı kaybedersiniz, bu nedenle o kişi için ancak küçük indirimler yapın.

Alış satıştan yabancı kişiler de önce ev hakkında bilgi isteyecek, sonra kendilerince pazarlığa girişecekler, "şu fiyat olur mu" vb. Bu sorulara kendi sınırlarınıza göre cevabınızı verirsiniz. Sizden ikinci bir fiyat aldıktan sonra kendi hayat hikayelerini anlatmaya başlayacaklar, kendilerince sizi ikna ederek daha düşük fiyat isteyecekler. Bunlara inandığınızı düşündürerek ikinci fiyatınıza inebilirsiniz, ve hatta üçüncü fiyatı düşünebilirsiniz. Ama bu adımları çabuk atmayın, inandırıcılığınızı kaybetmeyin.

Son olarak sizi emlakçılar da arayacaktır. Emlakçılara itiraz etmeyin, sonuçta önemli olan evin satılması. Onlar sizden direk iki fiyat isteyecek, birincisi orjinal fiyatınız ikincisi de sizin ikinci fiyatınız olsun. Daha sonra emlakçılar ile komisyon konusunu konuşun, son ana bırakmayın. Mesela "ben X lira isterim, komisyon alacaksan bu fiyata ekle" deyin. Bu arayan emlakçılardan bir kısmı ilan asmak isteyecektir, birine izin verin assın, sonuçta evin satılık olduğunun duyulmasında fayda var. Kimileri kendi web sayfasında ilan koyacağını vs. şeklinde kendini övecektir, ancak bunlara kanmayın, sonuçta bilinen internet siteleri daha güvenilir.

Satış:
Eğer bir müşteriniz ile anlaşabilirseniz ilk işiniz kapora almak olsun. Çünkü kaporasını vermeyen müşteri evi almış sayılmaz. Kaporayı yarın yatırcam derse de inanmayın, yarına kadar cayabilir. Kaporayı aldıktan sonra ilanlarınızı pasifleştirin, silmeyin. Satıştan sonra silersiniz.

Eğer işinizi emlakçı hallettiyse bir nebze rahatsınız. En azından yol yordamı o gösterecektir. Değilse de bu konuları sizin araştırmanız gerekecek, bu da satışı yapacağınız yere göre değişir. Ancak en önemli hususlar şöyle:

  • Noterden vekalet: Eğer ev sizin üzerinize değilse adınıza düzenlenmiş bir satış vekaletine ihtiyacınız var. Bu belge için her iki tarafın kimliği ve fotoğraflarına ihtiyaç var. Eğer tapu belgesinin fotokopisi varsa tüm alanlarının dolu ve doğru olduğundan emin olun.  Eğer tapu yoksa da genel ya da şehir bazlı vekalet alabilirsiniz.
  • Belediyeden borcu yoktur kağıdı: Evinizin bağlı olduğu belediyeye giderek "borcu yoktur" kağıdı denilen evin rayiç bedelini de gösteren kağıdı almanız gerekiyor. Bu kağıdı alırken adından da anlayacağınız üzere borcunuz da çıkabilir, bu nedenle hazırlıklı gidin. Bir de bu kağıdı vermek için sizden kimlik ya da vekalet bilgisi isteyebilirler.
  • Son olarak tapu kadastroya başvuru. Başvuru sırasında alıcı ve satıcının kimlikleri, fotoğrafları, belediye kağıdı, vekalet ve tapu başvuruda sunulacak. İşlemlerin detayıyla uğraşmak istemiyorsanız bir iş takipçisi tutabilir ve işlemleri onun yürütmesini isteyebilirsiniz, ancak güvenilir iş takipçisi bulmak da kolay değil.
  • Başvurunuzu sunduktan sonra (2-3 saat sonra) sizi devir işlemleri için çağıracaklar. Bu çağrıdan sonra önce harç bedelini yatırmanız gerekiyor. Bu evin rayiç bedelinin bir yüzdesi olarak hesaplanıyor, ve takriben 2-5 bin TL kadar tutuyor.
  • Devir sırasında size paranızı aldınız mı diye sorulacak. Burada "Evet" deyip, imzanızı attıktan sonra geri dönüşü yok. Bu nedenle paranızın emniyetinden ve kararınızdan emin olun.
Satış esnasında para transferi için de çeşitli yöntemler var:

  • Doğrudan satış esnasında nakit teslim: Satış bedeli nakit olarak ödenecek ve mebla yüksek olacak. Bu nedenle paranın güvenliğinden emin olmalısınız, paranızı tapuya gelmeden önce emniyetli bir yerde tek tek sayın. Güvenli bir ambalaja koyun ve satış esnasında teslim alın. Daha sonra bankaya gidene kadar dikkatli olun, ama kesinlikle dikkat çekecek tavırlar sergilemeyin.
  • Senet, çek vb. ile satış: Tarafların birbirlerine güveniyor olması lazım, belgelerin karşılığının çıkmama ihtimali var.
  • Banka sözleşmesi ile satış: Detaylarını bilmemekle birlikte paranın bankaya teslimi ve satıştan sonra teslimine dair bir sözleşmeye dayanıyor. E tabi bankaya da komisyon ödeniyor..
Şimdilik yazacaklarım bu kadar, hayırlı ve emniyetli satışlar...

8 Ocak 2011 Cumartesi

Bilirkişi Listesi

Yeminimizi ettik, imzalarımızı attık ve sonunda 2011 yılı ANKARA ADALET KOMİSYONU 2011 YILI CEZA MAHKEMELERİ BİLİRKİŞİ LİSTESİ'ne kaydedildik.


Yukarıdaki link hala çalışıyorsa farketmişsinizdir bu liste olayı hiç de hoş olmadı. Çünkü bilirkişi başvuru formunda doldurduğunuz bilgiler aynen bu listeye eklenmiş: Adınız, soyadınız, mesleğiniz, uzmanlık alanınız, çalıştığınız kurum, adresiniz, telefon numaralarınız... Yani size ulaşmak isteyen kötü niyetli bir kişinin ihtiyacı olabilecek her şey.


Buradan edindiğimiz tecrübe: Başvuru formuna yazdığımız bilgilerin internette yayınlanacağını düşünerek daha dikkatli olmak, örneğin adres olarak ev adresi yerine iş adresi kullanmak, gerekmedikçe ev telefonu vb. fazladan telefon numarası belirtmemek.


Neyse sonuçta olan oldu, artık bu listedeyiz, en azından bize ihtiyaç duyan hakim ve savcılar nasıl ulaşacaklarını biliyorlar...

15 Aralık 2010 Çarşamba

Bilirkişi Yemin Töreni

Ve sonunda yeminimizi ederek resmen bilirkişi olduk. Peki bu sürece nasıl geldik?

Öncelikli olarak 30 Kasım tarihinde Adliyenin İnternet sitesinde başvurusu kabul edilmiş bilirkişi adaylarının yemin töreni tarihleri yayınlandı. (Buradan anlıyoruz ki başvurunuz bir elemeden geçiriliyor ve uygun bulunursa bu listeye ekleniyor) Listede başvuru numaranız, adınız, soyadınız, sizin belirtmiş olduğunuz uzmanlık alanlarınız ve yemin töreni tarih ve saatiniz belirtiliyor. Tarihlerden anlaşıldığı üzere bilirkişiler gruplara ayrılıyor ve 14-16 Aralık tarihleri arasında yemin törenine çağrılıyor.

Neyse, bu listede adımı buldum ve törene gittim. Tören yeri olarak Ankara Adliyesi Konferans salonu belirtiliyordu (Adliyenin zemin katında iki giriş kapısının tam ortasında). Tören saat 14:00'daydı ve ben 13:45 gibi salonda oldum.

Girdiğimde salon yarı doluydu, girişte bir adam herkese bir kağıt dağıtıyordu. Kağıtta yemin metni, altında adınız, soyadınız, başvuru numaranız ve imzanız için alanlar daha sonra da taahhütname yer alıyor. (komisyon üyelerinin sizin yemin ettiğinize dair taahhüdü). Buradan anlıyoruz ki yemine giderken yanınızda bir tükenmez kalem götürmek sizin lehinize. Yemin metni yaklaşık şöyle "Görevimi yerine getirirken adalete bağlı kalacağıma, bilim ve fenne bağlı olarak ... namusum ve vicdanım üzerine yemin ederim.". Kısa bir metin yaklaşık 3 satır kadar.

Ben her zamanki gibi salonun en ortasında bir yerlerde kendime yer beğendim ve oturdum. Daha sonra, beklerken, gelen bir vatandaşın ön sıralarda tek tük kalmış yerleri incelediği ve yukarılarda çok daha rahat yerler olmasına rağmen özellikle oralara oturmaya çalıştığını gördüm. Adamı garipsedim ancak nedenini tören başlayınca anladım.

Yemin töreni komisyon başkanının kısa bir konuşması ile başlıyor, ileride anlatacağım bir kaç özet bilgiden sonra yemini başlatıyor. Yemin töreninin kritik noktası işte burada ortaya çıkıyor:

  • Tören başlamadan herkes ayağa kaldırılıyor, 
  • En ön sıradan başlanarak herkesin sesli olarak ellerindeki yemin metnini okuması isteniyor. (sağ ya da soldan başlanması tamamen komisyon başkanının tercihi)
  • Yemini okuduktan sonra kişi serbest, yani törenden ayrılabiliyor.
  • Yemin metnini okurken en ufak bir kelime hatasında komisyon başkanı tekrarını istiyor.
  • Konferans salonundaki her sıra ancak 7-8 dakikada bitebiliyor, dolayısıyla benim gibi ortalarda (8. sıra) oturuyorsanız yaklaşık 45 dakika ayakta beklemeniz gerekiyor.
  • Diksiyonuna dikkat ederek yavaş okuyan, kekeleyen ya da tekrarlatılan kişilere gıcık oluyorsunuz, bir an önce bitmesini diliyorsunuz.
Dolayısıyla yemin törenine erken gelerek mümkün olduğunca ön sıralardan yer tutmak daha az ayakta durmak ve daha az yemin eden insan sesi duymak için çok önemli. Ve hatta daha önce bahsettiğim vatandaş gibi ön sıralarda tek tük boş kalmış (kişiler montlarını ya da çantalarını bırakabiliyor) koltukları bularak buralara oturulmalı.

Komisyon başkanının yaptığı uyarılara gelince:

  • Çok önemli bir sorumluluğun altına giriyorsunuz.
  • Hakimler teknik konulardan anlamazlar, sizin verdiğiniz raporlara göre karar verirler. Dolayısıyla verdiğiniz kararda ortaya çıkabilecek kusurun vebali sizin üstünüzde, ve tabi doğru kararların vicdani rahatlığı da.
  • Bizim vazifemiz sadece bilirkişi listesini belirleyerek mahkemelere sunmak, bundan sonraki süreçte hiç bir etkimiz ve görevimiz bulunmuyor.
  • Bir bilirkişinin az ya da çok görevlendirilmesi tamamen hakimin tercihinde, bize gelerek görevlendirilmek için ricada bulunmayın.
  • Bilirkişi ücretlerini sadece hakimler belirleyebilir, az ya da çok oluşuna kimse karışamaz.
  • Sizler de artık hukuk görevlisisiniz.
  • Teşekkürler vs..
Son olarak salondan notlar:

  • Bilirkişi adaylarında her kesimden insanlar vardı:
    • Paspal giyimli insanlar,
    • Gayet şık giyimli bay ve bayanlar,
    • Başörtülü bayanlar,
    • Zengin aksesuarlar (IPhone vs.)
  • Salon büyük ama uzun süre oturunca gayet sıcak olmaya başlıyor. Tören başlamadan montunuzu çıkarmanızda fayda var.
Bundan sonra görevlendirme için çağrılmayı bekleyeceğim, o zaman da notlarımı buraya aktarırım.

7 Kasım 2010 Pazar

Adliyedeki Bilirkişi Listesine Kaydolma

Daha önceden bilirkişilik yapmış olsam da bilirkişi listesine eklenmediğim için bir daha bilirkişilik yapamadım. Şimdi  2011 yılı için bilirkişi listesine kaydolmak için başvurdum. İşte başımdan gelenler..

Bilirkişi kayıtları her sene ekim ayının ikinci yarısında gerçekleştiriliyor. Bu yüzden başvurmak isteyenlerin bu tarihe kadar gerekli evraklarını hazır etmelerinde fayda var. Gerekli evraklar şunlar (Güncel listeyi bulunduğunuz ilin adliyesinden ya da internet sitesinden temin edebilirsiniz):

  • Nüfus cüzdanı örneği (muhtarlıktan)
  • İkametgah (muhtarlıktan)
  • Diploma fotokopisi (noterden)
  • Mesleğinizi en az 3 yıldır yürüttüğünüze dair belge (örn. iş yerinde çalışıyor belgesi, iş yerinizden)
  • Adli sicil kaydı (adliyeden)
Gerekli evrakları bulunduğunuz şehrin adliyesinde "Adalet Komisyonu"na teslim ediyorsunuz ve kaydınız alınıyor. Size ait bir başvuru numarası oluşturuluyor ve bu numara size bildiriliyor. Numaranız ile 30 Kasım tarihinde yine adliyenin internet sitesinden kabul sonucunuzu öğrenebiliyorsunuz. Kabulünüz ile birlikte yemin tarihiniz de belli oluyor.

Şimdilik bu kadar, yeminimi ettikten sonra tekrar yazarım.

Yeniden Yazalım...

Merhaba,

Uzun aradan sonra tekrar yazmaya karar verdim. Öncelikle bilirkişi yazılarımla başlayacağım, sonrasında gerekirse hayatın diğer konuları hakkındaki görüşlerimi paylaşacağım.

Beni takip ettiğiniz için teşekkürler..