16 Şubat 2011 Çarşamba

Nasıl Ev Satılır?

Bilirkişi maceralarımızın yanında yaşadığımız diğer tecrübeleri de paylaşalım. Son dönemde kayınpederimin bana devrettiği evi elden sattım, bu süreçte paylaşacağım tecrübelerim şöyle:

Fiyat Belirleme:
Evin satışı tahmin edebileceğiniz gibi doğrudan sizin istediğiniz fiyatla ilgili. Fiyatı ne kadar düşürürseniz o kadar çabuk satarsınız. Ancak elbette kimse evini bedavaya vermek istemez. Fiyat konusunda 3 farklı rakam belirleyin. En yükseği ilana yazacağınız, ikincisi pazarlıklar sonucu düşeceğiniz, üçüncüsü de ısrarlı pazarlıklar ya da hısım vb. evi satmak isteyeceğiniz insanlara sunacağınız fiyat. İlana kesinlikle "son fiyat", "pazarlıksız" gibi ibareler koymayın, çünkü bunlar hayal. Sizi arayan herkes az da olsa bu fiyattan düşmenizi bekleyecek, düşmediğiniz sürece de pazarlığa devam edecek.

İlan Verme:
Evin satışında en önemli ikinci konu ilan, satılık bir eviniz olduğunu duyurmanız gerekiyor.

  • Birinci çözüm emlakçı, bir emlakçı ile anlaşırsınız, anahtarı verirsiniz ve sonrasına karışmazsınız. Ancak bu durumda emlakçının müşteri portföyü ile sınırlı kalırsınız. Emlakçılar arası müşteri değişimi var ancak bu da sınırlı olur. Hele bir de anlaştığınız emlakçı işini iyi yapmıyorsa eviniz satılacak diye bekler durursunuz.
  • İkinci çözüm birden fazla emlakçı, kendi belirleyeceğiniz emlakçılara teker teker gider anlaşırsınız. Ancak hepsine birden anahtar vermek sıkıntı olacaktır. Hem kendi aralarında sorun olur hem de evinize giren çıkanı kontrol edemeyeceğinizden malınıza zarar gelme ihtimali var.
  • Üçüncü çözüm kendinizin satması, benim uyguladığım yöntem bu.
Bu yöntem için öncelikle evi gezdirecek birine ihtiyacınız var. Bu eğer satacağınız eve yakın oturuyorsanız kendiniz de olabilir, apartmanın kapıcısı da olabilir(kapıcıya bir komisyon ödemeniz gerekecektir), bir komşunuz ya da evde oturan kiracınız da olabilir. Bizim evde kiracımızı kullandık, ancak kiracının da çeşitli problemleri var: Müşterileriniz ile kiracının müsait zamanları uyuşmayabilir, kiracınız güvenlik vb. gerekçelerle her müşteriyi eve sokmak istemeyebilir ve daha önemlisi bizim de başımıza gelen; kiracınız eve gelen müşterilere evinizi kötüleyebilir.

Evi kendinizin satışı için en iyi yöntem internet ilanları, bunun için öncelikle evin çeşitli fotoğraflarını çekmelisiniz. Daha sonra bu fotoğrafları kullanarak internetteki çeşitli ilan sitelerine ilan verin(Örn. sahibinden.com , hurriyetemlak.com, milliyetemlak.com). İlanda mümkün olduğunca detay paylaşın, sık sık aranabilecek ve rahat cevaplayabileceğiniz bir telefon ekleyin. Ve beklemeye geçin...

Ev için uygun fiyat belirlediğinizi gelen telefon sayısından anlayabilirsiniz. Ayda iki-üç kişi arıyorsa bir problem var demektir. Bu durumda fiyatlarınızda yenilemeye ihtiyacınız var.

Bir de internet ilanlarının tarihi önemlidir, en fazla ayda bir ilan tarihinizi güncelleyin. Bu işlem kimi sitelerde ücretsiz, kimilerinde ise ücretlidir(sahibinden.com) ancak bu vereceğiniz cüz-i miktar satışınıza doğrudan etki edeceğinden önemli değildir.

Pazarlık:
Ev ile ilgilenenler sizi aramaya başladığında pazarlık konusuyla tanışacaksınız. Ev alım satımında biraz tecrübelilerse direk "son fiyat nedir" diye soracaklardır. Bu son fiyat ikinci fiyatınız da olabilir bunun biraz yukarısı da, ama kesinlikle üçüncü fiyatınız olmasın. Çünkü pazarlık bitmeyecek, devam edecektir. Ama ciddi bir düşüş olursa inandırıcılığınızı kaybedersiniz, bu nedenle o kişi için ancak küçük indirimler yapın.

Alış satıştan yabancı kişiler de önce ev hakkında bilgi isteyecek, sonra kendilerince pazarlığa girişecekler, "şu fiyat olur mu" vb. Bu sorulara kendi sınırlarınıza göre cevabınızı verirsiniz. Sizden ikinci bir fiyat aldıktan sonra kendi hayat hikayelerini anlatmaya başlayacaklar, kendilerince sizi ikna ederek daha düşük fiyat isteyecekler. Bunlara inandığınızı düşündürerek ikinci fiyatınıza inebilirsiniz, ve hatta üçüncü fiyatı düşünebilirsiniz. Ama bu adımları çabuk atmayın, inandırıcılığınızı kaybetmeyin.

Son olarak sizi emlakçılar da arayacaktır. Emlakçılara itiraz etmeyin, sonuçta önemli olan evin satılması. Onlar sizden direk iki fiyat isteyecek, birincisi orjinal fiyatınız ikincisi de sizin ikinci fiyatınız olsun. Daha sonra emlakçılar ile komisyon konusunu konuşun, son ana bırakmayın. Mesela "ben X lira isterim, komisyon alacaksan bu fiyata ekle" deyin. Bu arayan emlakçılardan bir kısmı ilan asmak isteyecektir, birine izin verin assın, sonuçta evin satılık olduğunun duyulmasında fayda var. Kimileri kendi web sayfasında ilan koyacağını vs. şeklinde kendini övecektir, ancak bunlara kanmayın, sonuçta bilinen internet siteleri daha güvenilir.

Satış:
Eğer bir müşteriniz ile anlaşabilirseniz ilk işiniz kapora almak olsun. Çünkü kaporasını vermeyen müşteri evi almış sayılmaz. Kaporayı yarın yatırcam derse de inanmayın, yarına kadar cayabilir. Kaporayı aldıktan sonra ilanlarınızı pasifleştirin, silmeyin. Satıştan sonra silersiniz.

Eğer işinizi emlakçı hallettiyse bir nebze rahatsınız. En azından yol yordamı o gösterecektir. Değilse de bu konuları sizin araştırmanız gerekecek, bu da satışı yapacağınız yere göre değişir. Ancak en önemli hususlar şöyle:

  • Noterden vekalet: Eğer ev sizin üzerinize değilse adınıza düzenlenmiş bir satış vekaletine ihtiyacınız var. Bu belge için her iki tarafın kimliği ve fotoğraflarına ihtiyaç var. Eğer tapu belgesinin fotokopisi varsa tüm alanlarının dolu ve doğru olduğundan emin olun.  Eğer tapu yoksa da genel ya da şehir bazlı vekalet alabilirsiniz.
  • Belediyeden borcu yoktur kağıdı: Evinizin bağlı olduğu belediyeye giderek "borcu yoktur" kağıdı denilen evin rayiç bedelini de gösteren kağıdı almanız gerekiyor. Bu kağıdı alırken adından da anlayacağınız üzere borcunuz da çıkabilir, bu nedenle hazırlıklı gidin. Bir de bu kağıdı vermek için sizden kimlik ya da vekalet bilgisi isteyebilirler.
  • Son olarak tapu kadastroya başvuru. Başvuru sırasında alıcı ve satıcının kimlikleri, fotoğrafları, belediye kağıdı, vekalet ve tapu başvuruda sunulacak. İşlemlerin detayıyla uğraşmak istemiyorsanız bir iş takipçisi tutabilir ve işlemleri onun yürütmesini isteyebilirsiniz, ancak güvenilir iş takipçisi bulmak da kolay değil.
  • Başvurunuzu sunduktan sonra (2-3 saat sonra) sizi devir işlemleri için çağıracaklar. Bu çağrıdan sonra önce harç bedelini yatırmanız gerekiyor. Bu evin rayiç bedelinin bir yüzdesi olarak hesaplanıyor, ve takriben 2-5 bin TL kadar tutuyor.
  • Devir sırasında size paranızı aldınız mı diye sorulacak. Burada "Evet" deyip, imzanızı attıktan sonra geri dönüşü yok. Bu nedenle paranızın emniyetinden ve kararınızdan emin olun.
Satış esnasında para transferi için de çeşitli yöntemler var:

  • Doğrudan satış esnasında nakit teslim: Satış bedeli nakit olarak ödenecek ve mebla yüksek olacak. Bu nedenle paranın güvenliğinden emin olmalısınız, paranızı tapuya gelmeden önce emniyetli bir yerde tek tek sayın. Güvenli bir ambalaja koyun ve satış esnasında teslim alın. Daha sonra bankaya gidene kadar dikkatli olun, ama kesinlikle dikkat çekecek tavırlar sergilemeyin.
  • Senet, çek vb. ile satış: Tarafların birbirlerine güveniyor olması lazım, belgelerin karşılığının çıkmama ihtimali var.
  • Banka sözleşmesi ile satış: Detaylarını bilmemekle birlikte paranın bankaya teslimi ve satıştan sonra teslimine dair bir sözleşmeye dayanıyor. E tabi bankaya da komisyon ödeniyor..
Şimdilik yazacaklarım bu kadar, hayırlı ve emniyetli satışlar...

8 Ocak 2011 Cumartesi

Bilirkişi Listesi

Yeminimizi ettik, imzalarımızı attık ve sonunda 2011 yılı ANKARA ADALET KOMİSYONU 2011 YILI CEZA MAHKEMELERİ BİLİRKİŞİ LİSTESİ'ne kaydedildik.


Yukarıdaki link hala çalışıyorsa farketmişsinizdir bu liste olayı hiç de hoş olmadı. Çünkü bilirkişi başvuru formunda doldurduğunuz bilgiler aynen bu listeye eklenmiş: Adınız, soyadınız, mesleğiniz, uzmanlık alanınız, çalıştığınız kurum, adresiniz, telefon numaralarınız... Yani size ulaşmak isteyen kötü niyetli bir kişinin ihtiyacı olabilecek her şey.


Buradan edindiğimiz tecrübe: Başvuru formuna yazdığımız bilgilerin internette yayınlanacağını düşünerek daha dikkatli olmak, örneğin adres olarak ev adresi yerine iş adresi kullanmak, gerekmedikçe ev telefonu vb. fazladan telefon numarası belirtmemek.


Neyse sonuçta olan oldu, artık bu listedeyiz, en azından bize ihtiyaç duyan hakim ve savcılar nasıl ulaşacaklarını biliyorlar...

15 Aralık 2010 Çarşamba

Bilirkişi Yemin Töreni

Ve sonunda yeminimizi ederek resmen bilirkişi olduk. Peki bu sürece nasıl geldik?

Öncelikli olarak 30 Kasım tarihinde Adliyenin İnternet sitesinde başvurusu kabul edilmiş bilirkişi adaylarının yemin töreni tarihleri yayınlandı. (Buradan anlıyoruz ki başvurunuz bir elemeden geçiriliyor ve uygun bulunursa bu listeye ekleniyor) Listede başvuru numaranız, adınız, soyadınız, sizin belirtmiş olduğunuz uzmanlık alanlarınız ve yemin töreni tarih ve saatiniz belirtiliyor. Tarihlerden anlaşıldığı üzere bilirkişiler gruplara ayrılıyor ve 14-16 Aralık tarihleri arasında yemin törenine çağrılıyor.

Neyse, bu listede adımı buldum ve törene gittim. Tören yeri olarak Ankara Adliyesi Konferans salonu belirtiliyordu (Adliyenin zemin katında iki giriş kapısının tam ortasında). Tören saat 14:00'daydı ve ben 13:45 gibi salonda oldum.

Girdiğimde salon yarı doluydu, girişte bir adam herkese bir kağıt dağıtıyordu. Kağıtta yemin metni, altında adınız, soyadınız, başvuru numaranız ve imzanız için alanlar daha sonra da taahhütname yer alıyor. (komisyon üyelerinin sizin yemin ettiğinize dair taahhüdü). Buradan anlıyoruz ki yemine giderken yanınızda bir tükenmez kalem götürmek sizin lehinize. Yemin metni yaklaşık şöyle "Görevimi yerine getirirken adalete bağlı kalacağıma, bilim ve fenne bağlı olarak ... namusum ve vicdanım üzerine yemin ederim.". Kısa bir metin yaklaşık 3 satır kadar.

Ben her zamanki gibi salonun en ortasında bir yerlerde kendime yer beğendim ve oturdum. Daha sonra, beklerken, gelen bir vatandaşın ön sıralarda tek tük kalmış yerleri incelediği ve yukarılarda çok daha rahat yerler olmasına rağmen özellikle oralara oturmaya çalıştığını gördüm. Adamı garipsedim ancak nedenini tören başlayınca anladım.

Yemin töreni komisyon başkanının kısa bir konuşması ile başlıyor, ileride anlatacağım bir kaç özet bilgiden sonra yemini başlatıyor. Yemin töreninin kritik noktası işte burada ortaya çıkıyor:

  • Tören başlamadan herkes ayağa kaldırılıyor, 
  • En ön sıradan başlanarak herkesin sesli olarak ellerindeki yemin metnini okuması isteniyor. (sağ ya da soldan başlanması tamamen komisyon başkanının tercihi)
  • Yemini okuduktan sonra kişi serbest, yani törenden ayrılabiliyor.
  • Yemin metnini okurken en ufak bir kelime hatasında komisyon başkanı tekrarını istiyor.
  • Konferans salonundaki her sıra ancak 7-8 dakikada bitebiliyor, dolayısıyla benim gibi ortalarda (8. sıra) oturuyorsanız yaklaşık 45 dakika ayakta beklemeniz gerekiyor.
  • Diksiyonuna dikkat ederek yavaş okuyan, kekeleyen ya da tekrarlatılan kişilere gıcık oluyorsunuz, bir an önce bitmesini diliyorsunuz.
Dolayısıyla yemin törenine erken gelerek mümkün olduğunca ön sıralardan yer tutmak daha az ayakta durmak ve daha az yemin eden insan sesi duymak için çok önemli. Ve hatta daha önce bahsettiğim vatandaş gibi ön sıralarda tek tük boş kalmış (kişiler montlarını ya da çantalarını bırakabiliyor) koltukları bularak buralara oturulmalı.

Komisyon başkanının yaptığı uyarılara gelince:

  • Çok önemli bir sorumluluğun altına giriyorsunuz.
  • Hakimler teknik konulardan anlamazlar, sizin verdiğiniz raporlara göre karar verirler. Dolayısıyla verdiğiniz kararda ortaya çıkabilecek kusurun vebali sizin üstünüzde, ve tabi doğru kararların vicdani rahatlığı da.
  • Bizim vazifemiz sadece bilirkişi listesini belirleyerek mahkemelere sunmak, bundan sonraki süreçte hiç bir etkimiz ve görevimiz bulunmuyor.
  • Bir bilirkişinin az ya da çok görevlendirilmesi tamamen hakimin tercihinde, bize gelerek görevlendirilmek için ricada bulunmayın.
  • Bilirkişi ücretlerini sadece hakimler belirleyebilir, az ya da çok oluşuna kimse karışamaz.
  • Sizler de artık hukuk görevlisisiniz.
  • Teşekkürler vs..
Son olarak salondan notlar:

  • Bilirkişi adaylarında her kesimden insanlar vardı:
    • Paspal giyimli insanlar,
    • Gayet şık giyimli bay ve bayanlar,
    • Başörtülü bayanlar,
    • Zengin aksesuarlar (IPhone vs.)
  • Salon büyük ama uzun süre oturunca gayet sıcak olmaya başlıyor. Tören başlamadan montunuzu çıkarmanızda fayda var.
Bundan sonra görevlendirme için çağrılmayı bekleyeceğim, o zaman da notlarımı buraya aktarırım.

7 Kasım 2010 Pazar

Adliyedeki Bilirkişi Listesine Kaydolma

Daha önceden bilirkişilik yapmış olsam da bilirkişi listesine eklenmediğim için bir daha bilirkişilik yapamadım. Şimdi  2011 yılı için bilirkişi listesine kaydolmak için başvurdum. İşte başımdan gelenler..

Bilirkişi kayıtları her sene ekim ayının ikinci yarısında gerçekleştiriliyor. Bu yüzden başvurmak isteyenlerin bu tarihe kadar gerekli evraklarını hazır etmelerinde fayda var. Gerekli evraklar şunlar (Güncel listeyi bulunduğunuz ilin adliyesinden ya da internet sitesinden temin edebilirsiniz):

  • Nüfus cüzdanı örneği (muhtarlıktan)
  • İkametgah (muhtarlıktan)
  • Diploma fotokopisi (noterden)
  • Mesleğinizi en az 3 yıldır yürüttüğünüze dair belge (örn. iş yerinde çalışıyor belgesi, iş yerinizden)
  • Adli sicil kaydı (adliyeden)
Gerekli evrakları bulunduğunuz şehrin adliyesinde "Adalet Komisyonu"na teslim ediyorsunuz ve kaydınız alınıyor. Size ait bir başvuru numarası oluşturuluyor ve bu numara size bildiriliyor. Numaranız ile 30 Kasım tarihinde yine adliyenin internet sitesinden kabul sonucunuzu öğrenebiliyorsunuz. Kabulünüz ile birlikte yemin tarihiniz de belli oluyor.

Şimdilik bu kadar, yeminimi ettikten sonra tekrar yazarım.

Yeniden Yazalım...

Merhaba,

Uzun aradan sonra tekrar yazmaya karar verdim. Öncelikle bilirkişi yazılarımla başlayacağım, sonrasında gerekirse hayatın diğer konuları hakkındaki görüşlerimi paylaşacağım.

Beni takip ettiğiniz için teşekkürler..

7 Kasım 2009 Cumartesi

Bilirkişiliğe Başlarken...

Bilirkişilik göreviniz hakimin ilgili görevlendirme yazısını onaylamasıyla başlar. Görevlendirme yazısında genel olarak sizden istenen görevler, yetkileriniz ve tarafların görevinizi yerine getirirken yapması gerekenler bulunmaktadır. (Bu yazıyı hakim bizim yanımızda katibine on dakika kadar aktarmış ve katip kendi odasına geçtikten sonra hiç hatasız yazarak getirmişti, burada hem katiplerin yeteneğini hem de hakimlerin resmi konuşma dilini farketmiştik.)

Bizim bilirkişilik görevimiz bir yerinde tespit durumuydu, davacı taraf davalının mekanında bir tespit yapılmasını istiyordu. Bu yüzden bizim görevlendirme yazımızda:

  • Davalı'nın mekanındaki her türlü odaya girme ve inceleme yetkisi
  • Davalı'nın herhangi bir engelleme teşebbüsüne karşı kolluk kuvvetlerinin bulundurulması (Görevimizi yerine getirmemiz için önce Jandarma karakoluna gittik ve bize tahsis ettikleri bir ekip ile birlikte davalı tarafına gittik, ama davalı herhangi bir zorluk çıkarmadı)
  • Görev süresi boyunca (hafta sonları dahil) davalı tarafın bilirkişilere yardımcı olacak şekilde hazır bulunması. (Tüm yetkili personelin bilirkişilerin sorularına cevap verebilmesi)
Görevlendirme yazınız onaylandıktan sonra dava dosyası size teslim edilir. Bu genellikle kalın bir kağıt dosyasıdır. İçinde davanın açılışından itibaren mahkemeye sunulan her türlü delil, dilekçe, rapor vb. bulunmaktadır. Bu bilgilerin hepsi kronolojik sırada eklenmiştir, en eski bilgi dosyanın en sonunda yer alır.

Göreve başlamadan önce bu dosyayı baştan sona gözden geçirmenizde fayda var. Okumanız demiyorum, çünkü okumanızı gerektirmeyen bir sürü bilgi de bulunmaktadır. Bu dosyayı incelemeden atacağınız herhangi bir adım sizi ileride sıkıntıya düşürebilir.

Gözden geçirirken bakmanız gereken en önemli bölüm dava dilekçesidir. Bu sizin göreviniz belirten en önemli yazıdır ve genelde dosyanın son bölümlerinde bulunur (ilk eklendiği için). Ardından hakim tarafından onaylanmış diğer dilekçeler incelenmelidir. Dava dosyasında pek çok dilekçe bulunabilir, ancak bu dilekçelerin hakim onayı bulunmuyorsa(gereği düşünüldü, kabul edildi tarzında bir onay) dikkate almayabilirsiniz. Son olarak da kalan dokümanları vakit buldukça inceleyebilirsiniz. Bunlar da size taraflar arasındaki anlaşmazlığın ne durumda olduğuna dair bilgi verecektir.

Son olarak dava dosyasında bilirkişiyi talep eden tarafın, bilirkişiye ödenmek üzere, mahkemeye yatırmış olduğu ödeneğin makbuzu bulunmaktadır. Ancak bu makbuzda belirtilen meblağdan gelir vergisi (%15) kesildikten sonra size ödeme yapılacağını unutmayın.

6 Kasım 2009 Cuma

Nasıl Bilirkişi Olunur?

Bu konuda kesin tecrübeli olmamakla birlikte, bildiğim kadarıyla bilirkişi olmak için iki yöntem bulunmaktadır:

  • Adliye'deki Bilirkişi Listesine Kaydolma: Bu yöntem için her sene Ekim ayında açılan bilirkişilik başvurularını takip etmeniz gerekmektedir. Bu yöntemi kullanmasam da bildiğim kadarıyla çok zor bir işlem değil. Süreci ilgili adliyenin internet sitesinden takip ederek başvurunuzu tamamlayabilirsiniz. Burada önemli olan 25 yaş sınırı ve 3 senelik uzmanlık kriteri. 3 senelik uzmanlık için de çalıştığınız kurumdan, işe başlama ya da çalışma süresini belirten, bir çalışıyor kağıdı almanız gerekiyor.
  • Davacı/Davalı Tarafından Mahkemeye Önerilme: Bu süreç esasen sizden bağımsız gelişiyor, yani biri size gelip teklif etmediği sürece yapabileceğiniz çok bir şey yok. Genel olarak istenen inceleme için yetenekleriniz ve ilgili sertifikalarınız göze alınarak, akademik çevre ya da çalıştığınız kurum üzerinden çağrılabilirsiniz. Tabi teklifi kabul etmek ya da etmemek tamamen sizin kararınız.
    Davacı/Davalı tarafından çağrılma durumunda dikkat edilmesi gereken noktalar var:

    • İlk münasebet taraflardan sadece biri ile yapıldığı için sizin objektifliğinizi etkilememelerine dikkat edilmeli. Örneğin "Bu dava bizim için çok önemli, sonucu bizi şöyle zora sokar vs.", "Şu şu şu... durumlardan eminiz, bunların tespitini yapamayacaksanız bu işe girmeyin" ve hatta "Bu iş bitsin, yorgunluğunuzu bir tatil ile atarsınız :)" tarzı cümlelerle sizi yönlendirmeye çalışabilirler.
    • Mahkemeye bilirkişi olmanızı taraflardan sadece biri sunsa dahi, siz herhangi bir tarafa ait değilsiniz. Sadece ve sadece hakime karşı sorumlusunuz ve hakim dışında kimseye bilgi vermek zorunda değilsiniz, ve hatta tek bir tarafa özel bilgi vermemelisiniz. Ne konuşursanız iki tarafa da iletmelisiniz.
    • Bilirkişiliğinizin kabulünün ardından "Size bir ön bilgi verelim", "Ne istediğimizi açıklayalım", "İşiniz sırasında şu şu şu... bilgileri de edinirseniz seviniriz" tarzında yönlendirmelerden uzak durun. Bilirkişiliğinizin başlamasından sonra tek bilgi kaynağınız dava dosyası, ve dava dosyasında istenenin dışında bilgi toplamamalısınız.